Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Cerrahi

 

D o ç . D r .  M e h m e t   F a t i h   C a n 

   
1/5

G a s t r o i n t e s t i n a l    C e r r a h i ' d e    G ü n c e l    B i l g i l e r

 

Kalın bağırsak kanserinde bir büyük problem çözülüyor (Ocak 2016)

 

Kalın bağırsak (kolon) kanseri, dünyada en sık görülen 3. kanser türü olarak cerrah ve tıbbi onkologların günlük pratiğinde önemli yer işgal ediyor ve ciddi bir halk sağlığı problemi. Kolon kanserinde birinci evre hastalarda nüks ihtimali çok düşük ve bu nedenle ameliyat sonrası bu hastalara kemoterapi verilmiyor. 3. ve 4. evre kanserde ise nüks ihtimali yüksek, bu nedenle kemoterapi mutlaka gerekli.

 

Ancak 2. evre kolon kanserli hastalara ameliyat sonrası kemoterapi verilmesi faydalı mı, bu konu yıllardır çözülememiş bir problem. Çünkü hastaların %20-25 kadarında nüks riski mevcut ve kemoterapiden yarar görmeleri söz konusu. Ancak kalan %75-80 hasta bu durumda kemoterapi alırsa boşuna alıyor, bir de kemoterapinin risklerine maruz kalıyor. Ancak bugüne kadar kemoterapiden yarar görecek evre 2 hastaların hangisi olduğu konusu tartışmalı idi.

 

Dünyanın en prestijli tıp dergilerinden NEJM'de bu hafta yayımlanan bir çalışmaya göre, bu grup hastaları tespit etmek artık mümkün. Araştırmacılar, kolon kanserli dokuların genetik analizini yaparak, 16 adet şüpheli gen tespit etmişler. Bu genlerden CDX2 adlı gen, hastanın kanser dokusunda var ise, bu hastada nüks ihtimali düşük oluyor, yani 2.evrede kemoterapi ihtiyacı olmuyor. Ancak bu gen yok ise, hastalığın nüks ihtimali artıyor, ve bu grup hastalar kemoterapi aldıklarında yaşam süreleri çok belirgin şekilde uzuyor. Bu sonuç prospektif araştırmalarla da doğrulanırsa, artık 2. evre kolon kanseri olan hastaların hangisine kemoterapi verileceğine karar vermek mümkün olacak. Bu da hem bu hastaların yaşam sürelerini uzatacak, hem de diğer hastaların boşuna kemoterapi almalarını önleyecek.

Daha fazla bilgi için:
http://www.nejm.org/doi/pdf/10.1056/NEJMoa1506597

 

 

Pankreas kanserinde güncel umut: FOLFIRINOX tedavisi

 

Pankreas kanseri, cerrahi tedavi uygulanamayacak kadar ileri evre hastalığı olanlarda çoğu kez bir yıla varmayan çok kısa yaşam süresi ile ürkütücü sonuçları olan bir hastalık. Hastalığın ilerleyip pankreasın çevresindeki organ veya yapıları tutarak R0 rezeksiyonu (tüm kanserli dokuların çıkarılabilmesi) imkansız kıldığı lokal ileri hastalık durumunda, uzun süreli bir kemoterapi protokolü, hastaların yaşam süresini uzatabilir ve hatta tümörü küçülterek ameliyatı mümkün hale getirebilir.

 

Bu bağlamda son yılların parlayan yıldızı FOLFIRINOX tedavisi. FOLinic acid, Fluorouracil, IRInotecan ve OXaliplatin isimli 4 kemoterapi ilacının baş harflerinden oluşan kısaltmanın adı FOLFIRINOX. Bu ilaçların kombinasyonu şeklindeki tedavi yöntemi, hastalığı kontrol altına almada oldukça etkili, ancak yan etki profili de yüksek. Bu tedaviyi alan uygun seçilmiş hastalarda yaşam süresinin belirgin şekilde uzadığı ve bazı hastaların ameliyat olabilir hale geldiğine dair umut verici bir çalışma, bu ay "Pancreatology" adlı tıp dergisinde yayımlandı. ABD'de 51 hastanın dahil edildiği çalışmada hastalara önce kemoterapi verilmiş. Takiben hastaların yarısına radyoterapi uygulanmış. Hastaların 10'u tümörün küçülmesi sayesinde ameliyat olma şansını yakalamış ve bu hastalarda yaşam süresi belirgin şekilde daha uzun olmuş. Tüm hastaların ortalama yaşam süresi ise neredeyse 3 yıla yaklaşmış.

Pankreas kanserinde FOLFIRINOX ile ilgili iki randomize çalışma halen devam ediyor. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla, adı geçen protokolü alan ve böylece ameliyat olabilen hasta sayısının artacağına dair beklenti oldukça yüksek.

Daha detaylı bilgi için:

http://www.sciencedirect.com/…/article/pii/S1424390315006353

 

 

Kalın bağırsak kanseri tedavisinde aspirin umut vaat ediyor

 

Aspirinin kalın bağırsak kanseri gelişimini önlemede etkisi olduğu daha önce birçok klinik çalışmada gösterilmiş sonuçlarla ortaya konmuştu. Ancak aspirin kullanımının, kalın bağırsak kanseri gelişmiş ve kemoterapi alan hastalarda da çok yararlı olabileceğini gösteren bir çalışma, bu ay ünlü İngiliz kanser dergisi "British Journal of Cancer" de yayımlandı.

 

İtalyan araştırmacıların, kemoradyoterapi (ilaç ve ışın tedavisi) alması planlanan 241 rektum kanserli hasta üzerinde yaptıkları çalışma, aspirin kullanan ve kullanmayan hastaları karşılaştırmış. Düzenli aspirin kullanan hastaların, kullanmayanlara göre kemoradyoterapi sonrası tümörlerinde daha belirgin küçülme olduğu, genel sağkalım ve hastalıksız sağkalım sürelerinin daha uzun olduğu ve metastaz gelişme ihtimalinin daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmış. Üstelik iki hasta grubu arasındaki bu farklılıklar, oldukça belirgin ve yüksek oranlarda.

 

Yayımlanan çalışma, kalın bağırsak kanserli hastalarda aspirin kullanımının olası yararlı etkilerini daha net ortaya koyacak yeni araştırmaların yapılmasına olan ihtiyacı gösteriyor. Daha detaylı bilgi için:

http://www.nature.com/…/journal/v113/n8/abs/bjc2015336a.html

 

Dünyanın en ünlü cerrahi video portalında videomuz yayınlandı (Kasım 2015)

 

WebSurg, Fransa - Strasbourg'da yer alan ünlü IRCAD robotik ve laparoskopik cerrahi merkezi'nin sanal üniversite eğitim portalı. Her gün tüm dünyadan binlerce hekimin ziyaret ettiği, çeşitli cerrahi teknik uygulamalar, toplantı konuşmaları ve ameliyat videolarının yer aldığı portalı yüzden fazla ülkeden cerrahlar takip ediyor. Üyeliğe kabul edilme sonrası ameliyat videolarının çoğu ücretsiz izlenebiliyor.


Aynı ameliyatta hem kalın bağırsak kanseri, hem pelvik lenf bezleri, hem de karaciğer metastazlarının laparoskopik olarak tedavi edildiği hastaya ait ameliyat hazırlığı ve ameliyat tekniği videomuz, bu ay WebSurg'de yayımlandı. Bugüne kadar WebSurg'de Türkiye'den sadece iki genel cerrahi, bir üroloji ve bir göğüs cerrahisi öğretim üyesinin yayını bulunuyordu. Portalı ziyaret etmek, videoyu izlemek ve detaylı bilgi için:WeBSurg.com, Nov 2015;15(11). URL: http://www.websurg.com/doi-vd01en4606.htm

 

Türk Cerrahi Derneği "Gastrointestinal Kanserler-2" Eğitim Seti   (Temmuz 2015)

 

Türk Cerrahi Derneği, zaman zaman konusunda uzman öğretim üyelerinden ilgi alanlarındaki hastalıklar, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında eğitim modülleri hazırlamalarını istiyor. Bu bağlamda bugüne kadar farklı alt başlıklarda eğitim setleri hazırlanmıştı. Çeşitli organlar için tümörlere yaklaşım ve ameliyat görüntüleri de bu setler içinde yer almıştı. Ancak mide kanserinden karaciğer tümörlerine, pankreas kanser...inden kolorektal kanserlere gastrointestinal sistemin tümörleri ile ilgili örnek olgular üzerinden tanı ve tedavi yaklaşımlarının ve ameliyat tekniklerinin bir arada verildiği bir eğitim seti mevcut değildi.

 

Bu bağlamda hizmet edeceği inancıyla hazırlamam istenen, toplam 15 gastrointestinal kanser ve tümörlü olguyu içeren ve tanı, tedavi ve takip aşamalarındaki uygulamalar, ameliyatlar ve sonuçlarının tablo, resim, grafik ve videolarla zenginleştirilerek sunulduğu "Gastrointestinal Kanserler" Eğitim Seti'nin ikincisi, Türk Cerrahi Derneği tarafından DVD olarak yayımlandı. Altı ay önce yayımlanan Birinci Set sekiz olgu, İkinci Set yedi olgu içeriyor.

 

İkinci Eğitim Seti'ne aşağıdaki link yoluyla ulaşılabilir:
http://www.turkcer.org.tr/egitim-seti/tcd-egitim-seti-39

 

Ulusal Laparoskopik Cerrahi Kongresi'nden birincilik Ödülü

 

Karaciğerin semptomatik hemanjiomunun tedavisi için GATA Genel Cerrahi Anailim Dalı'nda Dr.M.Fatih Can, Dr,Emin Lapsekili, Dr.Murat Urkan, Dr.Şahin Kaymak ve Dr.İsmail H.Özerhan tarafından gerçekleştirilen "Kese koruyucu Karaciğer Sağ Posterior Sektörektomi" ameliyat tekniği, 22-26 Nisan 2015 tarihinde Antalya'da gerçekleştirilen ve Yurtdışından 60, Yurtiçinden 500 katılımcının yer aldığı Ulusal Endoskopik Laparoskopi...k Cerrahi Kongresi'nde 1.500 TL değerinde En İyi Video Sunum Ödülü'ne layık görüldü. Çalışma, gerek ameliyat tekniği, gerekse sunum tekniği açısından 6 kişilik jüriden en yüksek puanı alarak aynı kategoride yer alan 55 çalışmayı geçmeyi başardı.

 

Ameliya videosunu izlemek için:

http://www.mfatihcan.com/#!videolar/cuwq

 

 

Türkiye'nin en başarılı bilim insanları listesi yayınlandı  (Nisan 2015)

 

Webometrics isimli kuruluş, çeşitli ülkelerdeki bilim insanlarının yaptıkları bilimsel çalışmalarla aldıkları atıf sayıları ve bir başarı göstergesi olan "h indeksi" ne gore başarı sıralamasını yayınladı. Kurum yetkililieri bu amaçla Web of Science ve Google Scholar (GSC) verilerini kullandıklarını belirtiyorlar. Listenin zaman içinde güncellenmesi ve GSC'de ve dolayısıyla listede ismi olmayan yüksek atıf ve indekse s...ahip diğer bilim insanlarının da dahil edilmesi hedefleniyor.

 

NTV 'nin 18 Nisan tarihinde yayınlanan haberine konu olan bu araştırmada kuruluş Türkiye'de en yüksek atıf sayısı ve h indeksine sahip 2600 bilim insanını sıraladı.

Webometrics'in sıralamasında Boğaziçi Üniversitesi'nden Ankara Üniversitesi'ne, ODTÜ'den Ege Üniversitesi'ne kadar çeşitli üniversitelerin yüzlerce bilim dalından öğretim üyeleri bulunuyor.

2600 kişilik listede Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nden de 10 öğretim üyesi bulunuyor olması sevindirici.

Türkiye'nin en başarılı bilim insanları sıralamasına ve daha fazla bilgiye ulaşmak için:

 

http://www.webometrics.info/en/node/72
 

 

Rektum kanserinde laparoskopik cerrahi, onkolojik temizlik açısından açık cerrahi kadar başarılı  (Nisan 2015)

 

Uzun süredir beklenen, rektum kanseri ile ilgili COLOR II çalışmasının sonuçları nihayet geçen hafta dünyanın en prestijli tıp dergilerinden olan New England Journal of Medicine'de yayınlandı.

 

Toplam 8 ülkede (Hollanda, Belçika, Almanya, İsveç, İspanya, Danimarka, Güney Kore ve Kanada) 30 hastanede 2004 - 2010 yılları arasında gerçekleştirilen, rektum kanseri için lap...aroskopik ve açık ameliyat yöntemleri karşılaştırıldı. Çalışmanın kısa dönem sonuçları 2013 yılında Lancet Oncology dergisinde yayınlanmış ve laparoskopik cerrahi grubunda hastaların ameliyatta daha az kan ihtiyacı duydukları, ameliyat sonrası bağırsak fonksiyonlarının daha hızlı düzeldiği ve hastanede kalma sürelerinin daha kısa olduğu gösterilmişti. Geçen hafta çalışmanın kanser nüksü açısından 3 yıllık takip sonuçları yayınlandı ve 1044 hastanın takiplerinde 3 yıllık genel sağkalım oranı laparoskopik cerrahide %86.3 ve açık cerrahide %83.6 olarak bildirildi. Böylece bazı araştırmacıların laparoskopinin rektum kanserinde tümör tedavisinde yetersiz kaldığı tezi bir kez daha zayıflatılmış oluyor.

 

Bu sonuçların cerrahi camiasında geniş yankılarının olacağı ve rektum kanseri tedavisinde laparoskopik uygulamaların giderek daha da yaygınlaşacağını söylemek mümkün.

 

Daha detaylı bilgiye ulaşmak için:
http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1414882

 

 

Türk Cerrahi Derneği "Gastrointestinal Kanserler-1" Eğitim Seti

Türk Cerrahi Derneği, zaman zaman konusunda uzman öğretim üyelerinden ilgi alanlarındaki hastalıklar, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında eğitim modülleri hazırlamalarını istiy...or. Bu bağlamda bugüne kadar farklı alt başlıklarda 32 eğitim seti hazırlanmıştı. Çeşitli organlar için tümörlere yaklaşım ve ameliyat görüntüleri de bu setler içinde yer almıştı. Ancak mide kanserinden karaciğer tümörlerine, pankreas kanserinden kolorektal kanserlere gastrointestinal sistemin tümörleri ile ilgili örnek olgular üzerinden tanı ve tedavi yaklaşımlarının ve ameliyat tekniklerinin bir arada verildiği bir eğitim seti mevcut değildi.

Bu bağlamda hizmet edeceği inancıyla hazırlamam istenen, toplam 15 gastrointestinal kanser ve tümörlü olguyu içeren ve tanı, tedavi ve takip aşamalarındaki uygulamalar, ameliyatlar ve sonuçlarının tablo, resim, grafik ve videolarla zenginleştirilerek sunulduğu "Gastrointestinal Kanserler" Eğitim Seti'nin birincisi, Türk Cerrahi Derneği tarafından DVD olarak yayımlandı. Birinci Set olgulardan ilk sekizini içeriyor.

Eğitim setine aşağıdaki link yoluyla ulaşılabilir:
http://www.turkcer.org.tr/egitim-seti/tcd-egitim-seti-33

 

 

Artık kolonoskopiler daha iyi yapılabilir (Aralık 2014)

Kolonoskopi, kolon polipleri ve kolorektal kanser taramasında kullanılan temel tarama yöntemi olup, her yıl yüzbinlerce insanın kolorektal kanserden ölmesini engeleme, kanseri erken evrede yakalama... ve sağkalım süresini uzatmada temel enstruman olarak kullanılmaktadır. Ancak kolonoskopide polip ve kanser tespitinin doğru olarak yapılabilmesi, kolonoskopi öncesi yeterli ve iyi bir bağırsak temizliği sayesinde mümkündür.

Kolonoskopi öncesi barsak temizliğinin nasıl yapılması gerektiği konusunda bundan yaklaşık bir buçuk ay önce Amerikan Gastroenteroloji Birliği (AGA) ve Amerikan Gastroenteroloji Koleji (ACG) ortak bir rehber yayınladılar. Bu rehber, kolonoskopi ile ilgili bilimsel veriler kanıt düzeylerine göre sıralanarak ortaya çıkarıldı. Rehber, kolonoskopiden optimal yararı sağlamak için barsak temizliğinin hangi ilaçlar kullanılarak, ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğini, kolonoskopi sırasında yetersiz barsak temizliği ile karşılaşılırsa ne yapmak gerektiğini, temizliğin çocuklar, erişkinler ve yaşlılar için risk ve farklılıklarını ayrıntıları ile ortaya koyuyor.

AGA - ACG'nin rehberinde önerilen barsak temizliği ilaçları ülkemizde de bulunuyor ve artık kolonoskopi hazırlığında tüm dünyada bu rehberin önerilerine gore hareket edilmesi bekleniyor.

Rehbere ve ayrıntılı bilgiye aşağıdaki link ile ulaşılabilir:
http://www.gastrojournal.org/article/S0016-5085(14)00881-6/fulltext

 

Hastanın sosyoekonomik durumu, kolorektal kanser cerrahisinde cerrahi tedavi yaklaşımı, kalitesi ve sonuçlarını etkileri mi? (Ağustos 2014)

 

Kolorektal kanserde yüksek sosyoekonomik düzeyin daha iyi sağkalım oranları ile ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar daha önce yayımlanmıştı. British Journal of Surgery dergisinin Ağustos 2014 sayısındaki bir çalışmaya göre, sosyoekonomik düzeyi yüksek ve düşük olan insanlar arasında, alabildikleri cerrahi tedavinin karakteri açısından da fark bulunuyor. Evre I-III kolon kanseri olan 4422 hasta ile rektum kanseri olan 2314 hasta, Hollanda Eindhoven Kanser Kayıtları üzerinden incelenmiş. Sosyoekonomik durum yıllık gelir ve mahalle düzeyinde konut fiyatları kombine edilerek hesaplanmış. Yüksek sosyoekonomik düzeye sahip kolon kanserli hastaların laparoskopi ile ameliyat olma oranları daha fazla, anastomoz kaçağı ve laparoskopiden laparotomiye dönme oranları ise daha düşük bulunmuş. Ameliyat sonrası 30 gün içinde ölüm oranı yüksek ve düşük sosyoekonomik gruplarda %3.6 ve %6.8 ile anlamlı şekilde farklı imiş. Ancak bu fark, yaş, yandaş hastalıklar, acil cerrahiye gitme ve anastomoz kaçağı için istatistiksel düzeltme yapıldıktan sonra ortadan kalkmış. Çalışma, gelişmiş bir ülkede bile, sosyoekonomik faklılıkların uygulanan cerrahi tedavi karakteristiklerini etkileyebildiğini üzücü şekilde gösteriyor.

 

Detaylar için:

 

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/bjs.9555/abstract

 

Hepatosellüler karsinomun ileri evre olması, cerrahi için kontrendikasyon olmaktan çıkıyor (Ağustos 2014)

 

Hepatosellüler karsinom (HCC) için Barselona sınıflaması tedavi modalitesini belirlemede temel algoritmlerden biri olagelmiştir. Barselona B ve C evresindeki hastalar, bu algoritmik yaklaşıma göre genellikle Transarteryel Kemoembolizasyon (TACE) ve Sorafenib ile tedavi edilmekte. Ancak ABD'de yayımlanan Annals of Surgery dergisinin Ağustos 2014 sayısındaki bir çalışmaya göre, bu grup hastalar için de cerrahi rezeksiyon belirgin sağkalım avantajı getiriyor. Barselona B ve C evresinde bulunan toplam 908 hastaya cerrahi tedavi uygulanmış ve sonuçları TACE uygulanan 351 hasta ile karşılaştırılmış. Hastaların 3 yıllık takiplerinde sağkalım oranları rezeksiyon ve TACE gruplarında sırasıyla % 62 ve %33, 5 yıllık takiplerinde ise %39 ve %16 olarak bulunmuş . Çalışma, sonuç olarak karaciğer fonksiyonları korunmuş HCC'li hastalarda büyük boyutlu tümör, multinodüler tümör veya vasküler invazyon varlığının rezeksiyon için bir kontrendikasyon olmayabileceğini gösteriyor.

 

Detaylar için:

 

http://journals.lww.com/annalsofsurgery/Abstract/2014/08000/Hepatic_Resection_Associated_With_Good_Survival.22.aspx

 

Kolon kanseri için açık cerrahiye kıyasla laparoskopik kolon rezeksiyonu sonrası ince barsak tıkanması ve ameliyat kesisinden fıtık gelişimi riski çok daha az, sağkalım süreleri ise benzer (Ağustos 2014)

 

Kolon cerrahisinde laparoskopik yöntemin avantajlarını A kanıt düzeyinde gösteren bir çalışma, British Journal of Surgery dergisinin Ağustos sayısında yayımlandı. Kolon cerrahisi geçiren ve ortanca 3.5 yıl takip edilen 399 hasta (208 laparoskopik, 191 açık), ameliyat kesisinden fıtık gelişimi, ince barsak tıkanıklığı, kanser nüksü, yaşam kalitesi ve sağkalım süresi açısından karşılaştırılmış. Laparoskopi grubunda ileri bir tarihte fıtık gelişimi ve ince barsak tıkanıklığı olasılığı anlamlı olarak daha düşük bulunmuş. Yaşam kalitesi, kanser nüksü ve sağkalım oranları açısından ise gruplar arasında fark saptanmamış. Sonuçlar, son yıllarda tüm dünyada giderek yaygınlaşan laparoskopik kolon cerrahisi adına yeni bir skor olarak niteleniyor.

 

Detaylar için:

 

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/bjs.9585/abstract

 

Pankreas kanseri için uygulanan Whipple ameliyatında hastanenin yıllık ameliyat sayısı yüksek ise hastalar daha uzun yaşıyor (Temmuz 2014)

Pankreas başı kanseri tedavisi için uygulanan Whipple ameliyatının yüksek volümlü hastaneler ve cerrahlarca gerçekleştirilmesi (volüm: bir ameliyatın yıllık sayısı) durumunda ameliyatın daha onkolojik prensiplere uygun gerçekleştirildiği, komplikasyonların dah...a az olabildiği ve hasta sağ kalım sürelerinin daha uzun olduğu daha önce bazı çalışmalarda gösterilmişti. Bu durum, Whipple için santralizasyon (bir ülkede bir ameliyatın sadece deneyimli belli merkezlerde veya cerrahlarca gerçekleştirilmesi) çabalarının artmasına yol açmıştı. British Journal of Surgery dergisinde Hollanda'dan araştırmacıların yayınladıkları bir çalışmada, Hollanda'da 2000 - 2009 yılları arasında pankreas başı kanseri tanısı konmuş tüm hastalar (11160 hasta) incelemeye alınmış. Hastaların ameliyat olabilme oranları ve yaşam süreleri santralizasyonun olmadığı 2000-2004 yılları arası ile olduğu 2005-2009 arasında ve düşük ve yüksek (yıllık 20'den az ve fazla Whipple ameliyatı) volümlü merkezler arasında karşılaştırılmış. Santralizasyon sonrası dönemde Whipple ameliyatı olma şansı elde eden hastaların oranı önceki döneme göre %10'dan %15'e artmış, yani %50 artış göstermiş. Yüksek volümlü merkezlerde ameliyat olan hastaların ortalama yaşam süresi de daha uzun olarak tespit edilmiş. Çalışma, bu konuda önceden yayımlanan benzer çalışmaları destekler sonuçlara ulaşmış ancak ülke çapında sonuç verdiği için büyük öneme sahip.

Detaylar için:

 

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/bjs.9468/abstract

 

Rektum kanseri cerrahi tedavisi hastalarda hem seksüel hem miksiyon (idrar yapma) fonksiyonunu bozuyor, üstelik açık ve laparoskopik cerrahide durum benzer (Temmuz 2014)

Rektum kanseri nedeniyle uygulanan radyoterapi ve cerrahi tedavinin hastalarda seksüel disfonksiyona ve idrar yapma ile ilgili sorunlara yol açtığı bilinen bir gerçek. Bu sorunların oluşmasını ve şiddetini belirleyen çeşitli fakt...örler var. Ancak yakın zamana kadar laparoskopik cerrahinin bu konudaki etkisini inceleyen prospektif randomize bir çalışma yayımlanmamıştı. İngiltere'de yayımlanan British Journal of Surgery dergisinin Temmuz 2014 sayısındaki bir çalışmaya göre, laparoskopik cerrahi genitoüriner fonksiyonlar üzerine açık cerrahiden farklı olumlu veya olumsuz bir etki göstermiyor. Randomize edilerek İncelenen 399 hasta iki yıla kadar takip edilmiş. Erkek hastaların yaklaşık %60'ında cerrahi öncesi bir miktar erektil disfonksiyon (sertleşme sorunu) varken cerrahi sonrası bu oran %80'i geçmiş. Bir yıllık takipte bu oran %70-75 civarına gerilemiş. Miksiyon problemleri ilk aylardan sonra daha yüksek oranda düzelme göstermiş. Hem açık hem de laparoskopik grupta sonuçlar benzer. Bulgular, bu grup hastada cerrahi tedavi öncesi yüksek risk ile ilgili bilgilendirmenin önemini gösteriyor. Ayrıca benzer ameliyatın robotik yöntemle yapılması durumunda sonuçların değişip değişmeyeceğine dair merak uyandırıyor ve randomize çalışma gerekliliğini ortaya koyuyor.

Detaylar için:

 

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/bjs.9550/abstract?campaign=wolearlyview

 

Rektal prolapsus (anüsten dışarı barsak sarkması) nedeniyle, Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Laparoskopik Kolorektal Cerrahi Kursu'nda gerçekleştirilen ameliyatın videosu, ABD'de yayımlanan Diseases of the Colon & Rectum dergisinde yayınlanacak (Temmuz 2014)

Birkaç ay önce Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde gerçekleştirilip ülkemiz cerrahlarından yoğun ilgi gören Laparoskopik Kolorektal Cerrahi Kursu'nda Prof.Dr.Oktar Asoğlu, Doç.Dr.M.Fatih Can ve Op.Dr.Emin Lapsekili tarafından gerçekleştirilen rektal prolapsus ameliyatının videosu, ABD'de yayımlanan ve kolorektal cerrahi ile ilgilenen cerrahların yakından takip ettiği Diseases of the Colon & Rectum dergisinde ingilizce seslendirilmiş video makale olarak yayınlanacak. Ameliyatta süperselektİf olarak süperior rektal arter korunmuş ve sigmoideal arter bağlanmış, rezeke edilen kolon segmenti NOSE yöntemiyle anüsten çıkarılmış ve güvenli anastomoz hattı NIR-ICG işaretleme yöntemiyle tespit edilmişti. Çalışma, bu üç uygulamayı bir arada barındıran literatürdeki ilk video makale olma özelliği taşıyor.

 

Karaciğer rezeksiyonunda mortalite için risk faktörleri nelerdir? Japonya Ulusal Veritabanı kayıtlarından 7732 hastanın analizi - (Haziran 2014)

Karaciğer rezeksiyonu, son yıllarda teknoloji ve bilgi birikiminin artmasıyla çok daha sık uygulanan bir ameliyat olmasına rağmen, bazı hastalarda yüksek ameliyat ve ameliyat sonrası dönem mortalite riski mevcuttur. Bu yüksek riske sahip hastaların hangileri olabileceğine dair yapılmış çok sayıda çalışma olsa da, ulusal bazda bu konuyu inceleyen çalışma çok azdır. Japonya'dan araştırmacıların gerçekleştirip Journal of the American College of Surgeons dergisinde yayımladıkları çalışmada, Japonya Ulusal Klinik Veritabanı verileri incelenmiş ve 2011 yılında Japonya'daki 987 hastanede gerçekleştirilen 20575 hepatektomi'den birden fazla segmenti ilgilendiren rezeksiyonlar ve açık cerrahi uygulananlar alınarak 7732 hepatektomi vakası değerlendirmeye tabi tutulmuş. Postoperatif 90 günlük mortalite %4 (309 hasta) ve morbidite %32 olarak gerçekleşmiş. Mortalite açısından risk faktörü olarak öne çıkan faktörler; hastanın preoperatif durumu ve komorbiditeleri, perihilar / intrahepatik kolanjiokarsinom tanısı olması, safra kesesi kanseri tanısı olması, acil cerrahi gerekmesi, preoperatif laboratuar değerleri ve rezeke edilen segmentlerin 1, 7 ve 8 olması şeklinde saptanmış.

 

Detaylar için:

 

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1072751513012106

 

Komponent seperasyon, büyük ventral hernilerde fıtığı onarmakla kalmıyor, karın kaslarını da güçlendiriyor - (Haziran 2014)

Çoğu, geçirilmiş karın ameliyatına bağlı insizyonel herni olarak meydana gelen büyük boyutlu ventral hernilerin tedavisinde geçmiş 30 yılda mesh ile klasik herni tamirleri tek tedavi seçeneği idi. Daha sonra benzer onarımlar laparoskopik olarak da gerçekleştirilmeye başlandı. Ancak son 10 yıla bu konuda damgasını vuran ve adeta bu hastalar için yaşam kalitesini artırarak bir çağı açıp bir çağı kapatan yöntem Komponentlerin Ayrılması (Komponent Seperasyon) oldu. Journal of the American College of Surgeons dergisinde yayımlanan bir makale, bu yaşam kalitesi artışının temellerinde Komponent Seperasyon ile tedavi sonrası karın kaslarında gözlenen güçlenme (hipertrofi)'nin yattığını gösteriyor. ABD'den araştırmacılar, Komponent Seperasyon (transversus abdominus kas gevşetilmesi ile) ve Laparoskopik Ventral Herni Tamiri ameliyatlarını karşılaştırdıkları çalışmalarında, hastalara ameliyat öncesi ve 6 ay sonrası BT çekmişler. Komponent Seperasyon ameliyatı sonrası rektus abdominus, internal oblik ve eksternal oblik kaslarında belirgin hipertrofi tespit edilirken, laparoskopik fıtık tamiri uygulanan grupta kaslarda herhangi bir değişiklik görmemişler. Bu bulgular, komponent seperasyon ameliyatı sonrası hastaların daha fizyolojik bir karın yapısına sahip olabilecekleri fikrine destek sağlıyor.

 

Detaylar için:

 

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1072751513012179  

 

Pasireotid pankreas rezeksiyonu sonrası pankreatik kaçak ve fistül gelişimini azaltıyor - (Haziran 2014)

Pankreatikoduodenektomi (Whipple) ve distal pankreatektomi gibi pankreas ameliyatlardan sonra gelişebilen en önemli komplikasyonların başında anastomoz hattı veya pankreas güdüğünden pankreatik sıvı kaçağı geliyor. New England Journal of Medicine dergisinin Haziran 2014 sayısındaki, ABD'den Memorial-Sloan Kettering Kanser Enstitüsü'nde gerçekleştirilen prospektif randomize bir çalışmaya göre; grade 3 ve üstü pankreatik kaçak, fistül ve apse gelişim riski pasireotid alan hastalarda almayanlardan daha düşük (%9 vs %21) olarak gerçekleşmiş. İlacı alan ve almayan hastalar arasında benzer farkın Whipple op. uygulanan hastalardan hem duktusu dilate olanlar (%2 vs %15) hem de olmayanlarda (%15 vs %27) gözlemlendiği ifade ediliyor.

 

Detaylar için:

 

http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1313688?query=gastroenterology 

 

Genel anestezi ile abdominal cerrahi sonrası epidural analjezi perioperatif ölüm ve komplikasyon gelişim riskini azaltıyor - (Haziran 2014)

Epidural analjezi, abdominal cerrahi geçirmiş hastalarda insizyona bağlı ağrıyı azaltarak sonuçta derlenmeyi kolaylaştırıyor ve hızlandırıyor, böylece kimi komplikasyonların gelişmini azaltabiliyor. Annals of Surgery dergisinin Haziran 2014 sayısında yayımlanan bir çalışmada epidural analjezinin bu grup hastalarda sistemik analjeziye göre ölüm oranını bile etkileyebildiği ve %4.9'dan %3.1'ye düşürdüğü bildiriliyor. Ayrıca yöntemin atriyal fibrilasyon, derin ven trombozu, solunum depresyonu, atelektazi, pnömoni, ileus ve bulantı-kusma gelişmini azalttığı, üriner retansiyon ve hipotansiyon gelişimi riskini ise artırdığı ifade ediliyor. Çalışma, epidural analjezinin değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

 

Detaylar için:

 

http://journals.lww.com/annalsofsurgery/Abstract/2014/06000/Impact_of_Epidural_Analgesia_on_Mortality_and.5.aspx 

 

Rektum kanserinde low anterior rezeksiyon ile abdominoperineal rezeksiyon arasındaki çevresel cerrahi sınır farkı artık ortadan kalkıyor - (Haziran 2014)

Geleneksel olarak abdominoperineal rezeksiyon (APR), low anterior rezeksiyona (LAR) göre çevresel (circumferential) cerrahi sınır pozitifliği ve intraoperatif tümör perforasyonu riskinin daha yüksek olduğu bir ameliyat yöntemi. Ancak son yıllarda APR cerrahi tekniğindeki yenilikler, APR'de çevresel sınır pozitifliği ve perforasyon riskini azaltma potansiyeli taşıyor. Hollanda'da 2010 ve 2011 yılları arasında rektum kanseri nedeniyle opere edilmiş 5017 hastayı inceleyen ulusal çapta bir çalışmada, APR ve LAR sonrası cerrahi sınır pozitifliği sırasıyla %12 ve %8 bulunmuş, ancak aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değil (OR:1.33,  CI: 0.93-1.90). Bununla birlikte cT3 ve cT4 (rektal kas tabakasını aşmış) tümörlerde APR'de sınır pozitifliği anlamlı olarak daha yüksek (OR:1.61,  CI: 1.05-1.90). Bu bulgular, dünyada 10-15 yıl öncesi ortalama %20-30 civarında kabul edilen APR sonrası çevresel sınır pozitifliğinde belirgin bir azalma olarak ortaya çıkıyor.

 

Detaylar için:

 

http://journals.lww.com/annalsofsurgery/Abstract/2014/06000/Differences_in_Circumferential_Resection_Margin.19.aspx

 

Kolorektal kanser karaciğer metastazlarını göstermede gadoxetic acid ile çekilen MRI, standart MRI ve kontrastlı BT'den üstün - (Mayıs 2014)

Kolorektal kanserde karaciğer metastazlarının tanı ve cerrahi planlaması, geleneksel olarak bilgisayarlı tomografi (BT), ultrasonografi, ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile sağlanıyor. Ancak bazen bu lezyonlar görüntüleme tetkiklerinde tespit edilemiyor veya ameliyat sırasında karaciğer ameliyatı öncesi görüntülemede tespit edilenden farklı yaygınlıkta hastalıkla karşı karşıya kalınabiliyor. İngiltere'de yayımlanan British Journal of Surgery dergisinin Mayıs 2014 sayısındaki, 8 ülkeden 27 hastanenin katıldığı prospektif randomize bir çalışmaya göre; görüntüleme yöntemi olarak hepatobiliyer bir kontrast madde olan gadoxetic acid kullanılarak çekilen MRI, bu hastalarda hem klasik kontrastlı MRI, hem de kontrastlı BT'den daha güvenilir bilgiler veriyor. Bu durumda cerrahların ameliyatta bir sürprizle karşılaşma oranları da daha düşük, yani tedavi stratejisini önceden belirlemek için daha güvenilir bir yöntem.

 

Detaylar için:

 

http://onlinelibrary.wiley.com/enhanced/doi/10.1002/bjs.9465

 

Karaciğer metastazlı kolorektal kanserde önce hangi ameliyat? Kolon mu, karaciğer mi, ikisi birden mi?  - (Mayıs 2014)

Kalın barsak kanserli hastaların dörtte birinde tanı konduğunda karaciğer metastazı gelişmiş oluyor. Bu hastaların tedavisinde en önemli basamak kalın barsak ve karaciğerdeki tümörün tamamen çıkarılması. Ancak bu durumda önce barsak ameliyatını mı, önce karaciğer ameliyatını mı, yoksa iki ameliyatı aynı anda gerçekleştirmenin mi daha doğru olduğu konusunda tartışma mevcut. İngiltere'de yayımlanan British Journal of Surgery dergisinin Mayıs 2014 sayısındaki bir çalışmaya göre, üç yöntemin birbirine üstünlüğü yok ve tercih her hasta için bireyselleştirilmiş yaklaşımla yapılmalı. Genel olarak tercih, eğer mümkünse iki ameliyatı tek seferde gerçekleştirmek, ancak bu şekilde tedaviye uygun hasta sayısı fazla değil. Bu durumda önce karaciğer, veya barsak ile ilgili bazı problemler ön planda ise önce barsak ameliyatını gerçekleştirmek mantıklı görünüyor.

 

Detaylar için:

 

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/bjs.9449/abstract

 

Ameliyatla çıkarılamayacak kadar yaygın kolorektal kanser karaciğer metastazında izole hepatik perfüzyon yaşam şansı sunuyor - (Mayıs 2014)

Kolorektal kanserin karaciğer metastazlarında yaşam süresini uzatan en önemli tedavi yöntemi tümörün tam olarak çıkarılmasıdır. Ancak bazı hastalarda metastaz, karaciğerin tümünde yaygın olarak bulunuyor ve anrezektabl olarak niteleniyor. Bu grup hastaların tedavisinde kemoterapi tek tedavi şansı olmakla birlikte yaşam süresini uzatmada etkisi sınırlı kalıyor. Amerika'da yayımlanan Annals of Surgery dergisinin Mayıs 2014 sayısında Pittsburgh Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu hastalarda izole hepatik perfüzyon adı verilen yöntemle elde ettkileri başarılı sonuçları yayınladılar. Bu hastalarda ameliyatla karaciğer damarları izole edilerek, karaciğerin vücudun geri kalanı ile kan akışı ilişkisi bir süreliğine kesiliyor ve çok yüksek dozda kemoterapi doğrudan karaciğere uygulanıyor. İzolasyon sayesinde kemoterapinin zararlı etkileri vücuda ulaşmıyor. Araştırmacılar, bu yöntemle hastalarda 23 ay ortalama sağkalım süresi elde edilebildiğini, hatta yöntemin başka türden karaciğer metastazlarına da uygulanabildiğini belirtiyorlar.

 

Detaylar için:

 

http://journals.lww.com/annalsofsurgery/Abstract/2014/05000/Outcome_Analysis_of_a_Decade_Long_Experience_of.18.aspx

 

Kolonoskopide daha sık polip saptayan endoskopistlerin hastaları, daha nadir kolon kanseri oluyor - (Nisan 2014)

Bir endoskopistin yaptığı her 100 tarama kolonoskopisinde polip (adenom) saptadığı hasta oranı, Adenoma Detection Rate (ADR) olarak tanımlanıyor. Genelde, kaliteli kolonoskopi için, ADR'nin kadın hastalar için %15, erkek hastalar için %20'nin üzerinde olması gerektiği biliniyor. New England Journal of Medicine dergisinin Nisan 2014 sayısında yayımlanan bir çalışmada, uygulanan 314 bin 872 kolonoskopide 136 gastroenteroloji uzmanının ADR rakamları %7.4 ile %52 arasında değişiyor. Çalışmada, yüksek ADR'ye sahip, yani kolonoskopide polip saptama oranları yüksek olan gastroenterologların hastalarında sonraki 10 yıl içinde kolorektal kanser gelişimi ve kolorektal kanserden ölüm riski daha düşük bulundu. Sonuçlar, kaliteli bir kolonoskopi incelemesi ile özensiz bir kolonoskopi işleminin arasında ne büyük bir fark olabileceğini gözler önüne seriyor.

 

Detaylar için:

 

http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1309086?query=gastroenterology

 

Whipple Ameliyatında dren kullanılmalı - (Nisan 2014)

Amerika'da yayımlanan "Annals of Surgery" dergisinin Nisan 2014 sayısında, ABD'den birçok üniversite hastanesinin ortaklaşa gerşekleştirdiği çalışmaya göre, Whipple (Pankreatikoduodenektomi) ameliyatı sırasında karın boşluğuna dren konması durumunda cerrahi alan enfeksiyonu ve apse gelişimi riski azalıyor. Oysa son yıllarda genel görüş farklıydı. Bilimsel veriler ışığında dren kullanımının yararının olmadığı, hatta artmış komplikasyon olasılığı ile birlikte olduğu şeklinde bir genel görüş hakimdi. Bu son çalışma bilinenin aksine bir iddia ortaya koyuyor, Whipple ameliyatında dren kullanımı tartışmasını yeniden canlandırıyor.

 

Detaylar için:

 

http://journals.lww.com/annalsofsurgery/Abstract/2014/04000/A_Randomized_Prospective_Multicenter_Trial_of.1.aspx

 

 

Laparoskopik kolorektal cerrahide uzun süre pıhtılaşma önleyici tedavi, bacaklarda pıhtı gelişimi riskini azaltıyor - (Nisan 2014)

Amerika'da yayımlanan "Annals of Surgery" dergisinin Nisan 2014 sayısında, İtalya'dan araştırmacıların yaptığı bir çalışma yayınlandı. Laparoskopik kolorektal cerrahi uygulanan hastalardan bir gruba 1 hafta süreyle, diğer gruba 4 hafta süreyle heparinle pıhtılaşma önleyici tedavi (Tromboemboli profilaksisi) uygulanmış. Kısa tedavi uygulanan grupta %10 hastada pıhtı oluşumu görülürken, uzun tedavi uygulananlarda pıhtı oluşumu görülmedi. Bacaklarda pıhtı oluşumu, büyük karın ameliyatlarından sonra ortaya çıkabilen ve pıhtının buradan akciğer damarlarına gidip orayı tıkamasıyla ani ölümlere yol açabilen ciddi bir komplikasyon. Çalışma, ameliyat sonrası önleyici tedavinin uzun süre kullanılması gerekliliğini teyit ediyor.

 

Detaylar için:

 

http://journals.lww.com/annalsofsurgery/Abstract/2014/04000/A_Randomized_Study_on_1_Week_Versus_4_Week.9.aspx

 

 

FAP'lı hastalarda laparoskopik kolektomi, desmoid tümör gelişim riskini azaltıyor - (Nisan 2014)

İngiltere'de yayımlanan "British Journal of Surgery" dergisinin Nisan 2014 sayısında, İtalya ve ABD'den araştırmacıların yaptığı bir çalışma yayınlandı. 672 FAP (Ailesel adenomatöz polipozis) hastasının verilerini inceleyen araştırmacılar, laparoskopik kalın barsak ameliyatı olan hastalarda, açık yöntemle ameliyat olanlara göre ameliyat sonrası Desmoid tümör gelişme riskinin belirgin şekilde daha düşük olduğunu saptamışlar. Desmoid tümör, genellikle karın içinde ameliyat  uygulanmış bölgeler üzerinde gelişen, iyi huylu olmasına rağmen bazen komşu organları sararak buralarda sorunlar oluşturan ve FAP'lı hastalarda diğer insanlardan çok daha sık görülen bir hastalık. Çalışma, FAP'lı hastalarda laparoskopik cerrahinin diğer yararları yanında bu açıdan oluşturduğu faydayı da gözler önüne seriyor.

 

Detaylar için:

 

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/bjs.9411/abstract

 

Safra kesesi iltihaplanmasında (Akut kolesistit) erken dönmede cerrahi tedavi cerrahi riskleri azaltıyor - (Ocak 2014)

Amerika'da yayımlanan "Annals of Surgery" dergisinin Ocak 2014 sayısında, Kanada'dan araştırmacıların yaptığı bir çalışma yayınlandı. 14.220 hasta üzerinde yapılan çalışmaya göre, safra kesesi iltihaplanması gelişmiş ve acil olarak cerrahi kliniklerine müracaat eden hastaların ilk bir hafta içinde ameliyat edilmesi durumunda, geç dönemde ameliyat edilenlere göre safra yolu yaralanması riski, hastanede kalma süresi ve ölüm riski azalıyor. Çalışma, safra kesesi iltihaplanması (Akut kolesistit) gelişmesi durumunda erken dönemde ameliyatın yararını teyit ediyor.

 

Detaylar için:

 

http://journals.lww.com/annalsofsurgery/Abstract/2014/01000/Comparative_Operative_Outcomes_of_Early_and.3.aspx

 

  • LinkedIn App Icon
  • Facebook App Icon
  • w-googleplus

© 2013 by

Mehmet Fatih Can 

Proudly created using  softwares

Adres

Lokman Hekim Ü. Tıp Fakültesi

Genel Cerrahi Anabilim Dalı

Lokman Hekim Akay Hastanesi

Lokman Hekim Ankara Hastanesi

06100, Ankara, TURKEY

Tel - Fax

T: +90 - 312 - 3045120

T: +90 - 532 - 5585934

F: +90 - 312 - 3045002

İletişim

mfcanmd@gmail.com