Kalın Bağırsak Kanseri ve Karaciğer Metastazı

Kalın Bağırsak (Kolon ve Rektum) Kanseri

​Cerrahi hastalarının önemli bir bölümünde ameliyat ve ilaç tedavisine ek olarak yeterli beslenme desteğinin sağlanması bir gerekliliktir. Bunun nedeni, cerrahi kliniklerine yatan hastaların yaklaşık %40'ında az veya çok beslenme bozuluğu (malnutrisyon) bulunmasıdır. Bu hastalardan bir kısmı ağır beslenme yetersizliği gösterir ve bu şekilde ameliyat edilirlerse  ameliyat sonrası ciddi sorunlar yaşama riski taşırlar. Bu nedenle bu hastaları ameliyat öncesi yeterince besleyecek ve nutrient eksikliklerini giderecek şekilde beslemek gerekir. Bu ameliyata hazırlık beslenmesi çoğu kez 7-10 gün sürmektedir. Bu grup hastalarda bazen ameliyat sonrasında da özel beslenme destek tedavileri gerekebilmektedir.

 

Cerrahi hastalarda beslenme damardan (parenteral) veya sindirim sistemi kullanılarak (enteral) yolla yapılabilir. Mümkün olduğunca enteral yolla beslenme tercih edilir. Bu çeşit beslenme etkin, ucuz, yan etkisi az ve fizyolojik sistemlere uygundur. Hasta ağızdan alabiliyorsa bu destek ağızdan, yoksa burundan barsak içine gönderilen tüplerle (nazojejunal) veya karın duvarından mideye (tüp gastrostomi) ya da barsağa yerleştirilen tüplerle (tüp jejunostomi) sağlanır. Karından tüp yerleştirilerek beslenen hastalara örnek olarak, yemek borusu kanseri veya mide kanseri nedeniyle yemek yiyemeyen ve sindirim sistemi tıkalı hastalar gösterilebilir. Bu hastalarda birkaç ay kadar süren tüpten beslenme, hastalara ameliyat öncesi kemoterapi ve radyoterapi uygulanmasına damardan beslenmeye gerek kalmadan imkan verir. Enteral yolla beslenme yapılamayan veya yetersiz yapılabilen hastalarda ise parenteral beslenme uygulanır. Bu durumda besin ögelerinin bir kısmı veya tamamı damardan verilir. Bir insana yetecek günlük besin ögelerinin (protein, karbonhidrat, yağlar, vitaminler, eser elementler ve su) tümünün damardan verilebilmesi için, köprücük kemiği altı veya boyun bölgesinden büyük damarlara yerleştirilen kateter adı verilen ince tüpler kullanılır. Sadece besin ögelerinin bir kısmının verilmesi yeterli ise genelde kol damarlarından yerleştirilen ince kanüller yeterlidir.

 

Cerrahi yoğun bakım, özellikle batılı ülkelerde bazı cerrahların üst ihtisas yapmak için tercih ettikleri, son derece dinamik, ciddi emek isteyen, hastalardaki iyileşme veya kötüleşmenin dramatik olarak  an be an yaşanabildiği ve tedavi uygulamalarına alınan yanıtların çok hızlı olduğu bir tıp bilimi alanıdır. Erişkin bir insanda vücudun %60'ı sudan oluşur. Her cerrah, sıvı-elektrolit ve asit baz dengesi denen, hastaların vücut sıvı dengelerini inceleyen konuları iyi bilmek zorundadır. Bunun yanında cerrahi yoğun bakım, antibiyotik profilaksisi ve tedavisi, yara bakımı ve dren yönetimi, solunum desteği ve sunni makina solunumu (mekanik ventilasyon), kan ve kan ürünleri verilmesi, nutrisyon ve tüm bunları yöntemek için hastanın sıkı takip ve monitörizasyon altında tutulduğu özellikli bir hastane alanıdır. Majör abdominal cerrahi ve kanser cerrahisi geçiren hastaların birçoğu bir süre bu özellikleri kısmen/tamamen barındıran bir ameliyat sonrası bakım ünitesinde bakım ihtiyacı duyarlar. Bir çok hasta ise ameliyattan sonra doğrudan kliniğe alınabilir. Cerrahların, yoğun bakımda hasta takibi, bakımı ve tedavisi yöntemlerine vakıf olması, bu tip tedavi gerektiren hastalarının yönetiminde bir avantaj sağlayacaktır.

Kolon ve Rektum Kanseri Karaciğer Metastazı

Hastalığı Doğru Yöneterek Uzun Sağkalım Mümkün

Akademisyen bir cerrah için, profesyonel meslek yaşamı ve aktiviteleri temelde üç saç ayağı üzerine oturur:

1. Eğitimcilik: Akademik kariyer sahibi cerrahlardan, hekimliğin incelikleri, mesleğin detayları  ve doğru ve güncel klinik uygulamalar konusunda öğrenci ve asistanlarına eğitim vermeleri ve onları geleceğin nitelikli hekim ve cerrahları olarak hazırlamaları beklenir. Gelecekte bu mesleği icra edecek ve insan hayatının emanet edileceği cerrahi uzmanlık öğrencileri ve yandal uzmanlık öğrencilerinin gerekli ve yeterli donanımla mezun olmalarını sağlamak, akademisyen cerrahın en temel görevlerindendir. Bu, hem eğitici hem asistan için uzun ve zorlu bir süreç olup, bıkıp usanmadan sürdürülmesi gereklidir. Bunun yanında cerrahi eğitim ömür boyu süren bir aktivite olup, eğitim verenlerin de kendilerini geliştirecek yenilikler ve uygulamalar konusunda hevesli olmaları beklenir.

 

2. Araştırmacılık: Tıp bilimi, binyıllardır merak eden insanların bitmez tükenmez çabaları sonrası bugünkü seviyesine gelmiştir. Bu sayede ortalama ömür uzamış, bebek ölümleri azalmış, ve insanlar ömürlerini daha sağlıklı sürdürebilir olmuştur. Cerrah bir akademisyenden de daha iyisi nasıl olabilir sorusunu sorması, asimetrik bakış açıları geliştirebilmesi, bilinen uygulamaların yararlılığı, yararsızlığı, veya zararlılığını netleştirme ve bilinenin ötesinde yeni uygulamalarla insan sağlığını daha da düzeltme amaçlı araştırma çabaları içinde olması ve elde ettiği verileri diğer bilim insanları ve toplumla paylaşması beklenir.  

 

3. Klinik uygulama: Hastalıkların en kolay tedavisi, hastalığı henüz oluşmadan önlemektir. Önleyici tıp uygulamaları aynı zamanda en ucuz ve etkin tedavi yöntemidir. Ancak hayatın gerçekleri böyle değildir ve bazen hastalık gelişir, bunun tek tedavisi de cerrahi tedavi olabilir. Akademisyen bir cerrahtan hasta muayene etmesi, hastayı ameliyata hazırlaması, ameliyat yapması, ameliyat sonrası hastayı takip etmesi, bu takibi bazı olgularda aralıklarla sürekli devam ettirmesi ve deneyimine ait verileri dökümante etmesi beklenir. Saç ayağının bu üçüncü ayağı, yani cerrahi bilgi ve becerinin uygulandığı kısım, doğrudan insan hayatını ilgilendirir ve birçok cerrahın işine ayırdığı zamanının büyük kısmını oluşturur. Bir ameliyatın iyi yapılması, hastanın tedavisinde yeterli başarının sağlanmasını etkileyen en önemli faktörlerdendir ve cerrahın o anda enerjisini tümüyle hastasına hasretmesini gerektirir.

 

Ben, ülkemizde ve dünyada akademisyen cerrahların yukarıdaki her üç özelliği de yüksek düzeyde taşımaları gerektiğine inananlardanım. Ancak ülkemizde ve diğer ülkelerde bazı akademisyen cerrahlar klinisyenlik,  araştırmacılık veya eğitmenlik işlevlerinden sadece bir veya ikisini tercih etmekte, saç ayağının diğer ayakları ile az ilgilenmekte veya hiç ilgilenmemektedir. Muhtemelen bu şekilde daha yararlı olacaklarını düşünmektedirler veya şartlar bunu gerektirmektedir. Buna da saygı duymak gerekir.

Mikroskop

ADRES

Lokman Hekim Üniversitesi Tıp Fakültesi

Genel Cerrahi Anabilim Dalı

Lokman Hekim Akay Hastanesi

Lokman Hekim Üniversite Hastanesi

06100, Ankara, TURKEY

© 2013 - 2020 by Mehmet Fatih Can 

All rights reserved. No part of the content of this website and the linked pages may be copied, transferred, or used without permission from Dr M Fatih Can

TELEFON

+90 553 265 22 22  (Batuhan Bey)

 

+90 507 639 87 12  (Abdullah Bey)

+90 532 558 59 34

  • Facebook
  • LinkedIn