Kalın Bağırsak Kanseri Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Kolon (Kalın Bağırsak) Kanseri

Bağırsak kanseri olarak da bilinen kolon kanseri, bağırsak bölgesinde bulunan poliplerden kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Her yıl yaklaşık 1 milyon kişi, kolon kanserinden muzdarip oluyor. En çok yaşam kaybına sebep olan kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kolorektal olarak da adlandırılır. Erkeklerde daha sık bir şekilde görülen kolon kanseri kanserinden korunmak için gerekli tarama tetkiklerini düzenli olarak yaptırmanız gereklidir. Eğer aile öykünüzde kolon kanseri varsa sigmoidoskopi, kolonoskopi dışkıda gizli kan testi gibi uygulamalar yapılabilir.

Kolon Kanserinden Korunma Yolları

Kolon kanserinden korunmak için lifli gıdalar açısından zengin bir beslenme programını tercih edebilirsiniz. Tam tahıllı yiyecekleri ederek, kırmızı et tüketiminde aşırıya kaçmayarak, aktif bir yaşam tarzı benimseyerek ve spor yaparak kolon kanserinden korunabilirsiniz. Bağırsağın iç yüzeyini örten tabakada bulunan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ile meydana gelen kolon kanseri, ülkemizde en sık görülen ilk beş kanser arasında bulunur.

Yaş, cinsiyet ve diğer risk faktörleri, kolon kanseri oluşumunu tetikler. Yapılan araştırmalar, kolon kanserine yakalanan kişilerin üçte birinin 55 yaş üstü olduğunu göstermiştir. Erkek ve kadınlarda eşit derecede görülen bu hastalık, aynı zamanda hayvansal gıdaların aşırı tüketimi, meyve ve sebzelerin az tüketimi, sigara kullanımı, kadınlarda rahim kanseri hikayesinin olması, meme ve yumurtalık kanseri öyküsü, ileri yaş, ailede kolorektal kanser hastalarının bulunması gibi etkenler de risk faktörleri arasında bulunur.

Kolon Kanseri Belirtileri

Kolon kanserinin belli başlı belirtileri vardır. İstemsizce olan kilo kayıpları, iştahsızlık ve karın ağrısı bu belirtilerin başında gelir. Tuvalete çıktıktan sonra makattan kan gelmesi, dışkı ile karışık kan gelmesi, dışkının kalınlığının incelmesi gibi etkenler de kanser belirtileri arasında bu olabilir. Demir eksikliği ile ortaya çıkan kansızlık, yeni başlangıçlı kabızlık, dışkının kıvamında veya kokusunda değişiklik gibi bulgular da kolon kanserinin belirtileri arasında bulunur. Hastanın yaşam kalitesini artırmak ve yaşam süresini uzatmak için poliplerin kolonoskopi yöntemi ile tümörün alınması sağlanır. Metastaz yapan kanserlerde, kişinin yaşam süresini uzatmak için tedaviye devam edilir.

Her 20 kişiden birinde görülen kolon kanseri, akciğer, karaciğer, lenf bezleri ve diğer organlara yayılabilir. Sindirim sistemi kanserlerinde erken teşhis, hastalıktan tamamen kurtulmaya yardımcı olur. Hareketsiz bir yaşam tarzı, kadın kanserleri, ailede kolorektal kanser hastalığının bulunması gibi etkenler kolon kanserinin risk faktörleri arasındadır. Kusma, açıklanamayan kilo kaybı, ağrılı dışkılama, dışkılama güçlüğü, bağırsakların yeterince boşalamaması hissi gibi farklı etkenler ile kendisini gösteren kolon kanserinin teşhis edilmesi için endoskopi tetkikler, radyolojik tetkikler, dışkıda gizli kan incelenmesi ve laboratuvar tetkikleri yapılır.

Kolon Kanserinin Teşhisi

Kolon kanserinin tesisinde altın standart olarak kabul edilen kolonoskopi, ince bir ortam biçiminde bulunan cihaz ile kalın bağırsağının incelenmesini sağlar. Günümüzde anestezi ve sedasyon uygulamaları sayesinde son derece konforlu bir biçimde geçen kolonoskopi, hastalığın teşhis edilmesinde oldukça önemlidir. 15 ila 40 dakika arasında süren bu işlem, kişinin sağlığına kavuşması için atacağı en önemli adımlardan bir tanesidir. Cerrahi yöntemle kanserin tedavisi mümkündür. Cerrahi tedavi şekli hastanın ciğer komplikasyonları, hastalığın evresi, tümörün boyutu ve rektumdaki yerleşim yerine göre değişkenlik gösterilebilir. Tümörün tamamının cerrahi müdahale ile kesilip çıkartılması rezeksiyon olarak adlandırılır. Rektumun tümünün kesilip çıkarılması işleminde lenf düğümleri de bağırsak ile birlikte çıkartılır.

Kolon Kanseri Evreleri

Dört farklı evrede kategorize edilen kolon kanserinde üçüncü ve dördüncü evrede ameliyat öncesinde ve sonrasında radyoterapi veya kemoterapi gibi diğer tedavi yöntemleri de tedavinin bir parçası olabilir. Kolon kanserinden korunmak için polip tarama programlarını tercih edebilirsiniz. Tedavide başarı oranını artıran tarama testleri, kanser gelişimini belirleyebilen önemli etkenler arasındadır.

Bunun yanı sıra egzersiz yaparak ve sağlıklı beslenerek kolon kanserinden korunabilirsiniz. Kişiye uygun egzersiz programı ile yapılan sporlar arasında düz arazi de bisiklete bilmek, tempolu yürüyüş gibi orta derece aktiviteler yapılabilir. Kolon kanseri riskini azaltmak için baklagiller, sebze ve meyve bakımından zengin gıdalarla beslenmeli, düşük yağ oranına sahip olan gıdaları tüketmelisiniz. Tedavi sürecinden sonra ise düzenli aralıklarla sağlık kontrolünden geçerek sağlığınızı koruma altına almalısınız. Bunun için kolon kanseri belirtileri göstermeniz durumunda zaman kaybetmeden doktorunuza başvurunuz.

Kolon Kanseri Cerrahisi Sonrası Beslenme

Bu grup hastalarda bazen ameliyat sonrasında da özel beslenme destek tedavileri gerekebilmektedir.

Cerrahi hastalarda beslenme damardan (parenteral) veya sindirim sistemi kullanılarak (enteral) yolla yapılabilir. Mümkün olduğunca enteral yolla beslenme tercih edilir. Bu çeşit beslenme etkin, ucuz, yan etkisi az ve fizyolojik sistemlere uygundur. Hasta ağızdan alabiliyorsa bu destek ağızdan, yoksa burundan barsak içine gönderilen tüplerle (nazojejunal) veya karın duvarından mideye (tüp gastrostomi) ya da bağırsağa yerleştirilen tüplerle (tüp jejunostomi) sağlanır. Karından tüp yerleştirilerek beslenen hastalara örnek olarak, yemek borusu kanseri veya mide kanseri nedeniyle yemek yiyemeyen ve sindirim sistemi tıkalı hastalar gösterilebilir. Bu hastalarda birkaç ay kadar süren tüpten beslenme, hastalara ameliyat öncesi kemoterapi ve radyoterapi uygulanmasına damardan beslenmeye gerek kalmadan imkân verir. Enteral yolla beslenme yapılamayan veya yetersiz yapılabilen hastalarda ise parenteral beslenme uygulanır. Bu durumda besin ögelerinin bir kısmı veya tamamı damardan verilir. Bir insana yetecek günlük besin ögelerinin (protein, karbonhidrat, yağlar, vitaminler, eser elementler ve su) tümünün damardan verilebilmesi için, köprücük kemiği altı veya boyun bölgesinden büyük damarlara yerleştirilen katater adı verilen ince tüpler kullanılır. Sadece besin ögelerinin bir kısmının verilmesi yeterli ise genelde kol damarlarından yerleştirilen ince kanüller yeterlidir.

Cerrahi yoğun bakım, özellikle batılı ülkelerde bazı cerrahların üst ihtisas yapmak için tercih ettikleri, son derece dinamik, ciddi emek isteyen, hastalardaki iyileşme veya kötüleşmenin dramatik olarak an be an yaşanabildiği ve tedavi uygulamalarına alınan yanıtların çok hızlı olduğu bir tıp bilimi alanıdır. Erişkin bir insanda vücudun %60’ı sudan oluşur. Her cerrah, sıvı-elektrolit ve asit baz dengesi denen, hastaların vücut sıvı dengelerini inceleyen konuları iyi bilmek zorundadır. Bunun yanında cerrahi yoğun bakım, antibiyotik profilaksisi ve tedavisi, yara bakımı ve dren yönetimi, solunum desteği ve sunni makina solunumu (mekanik ventilasyon), kan ve kan ürünleri verilmesi, nutrisyon ve tüm bunları yönetmek için hastanın sıkı takip ve monitörizasyon altında tutulduğu özellikli bir hastane alanıdır. Majör abdominal cerrahi ve kanser cerrahisi geçiren hastaların birçoğu bir süre bu özellikleri kısmen/tamamen barındıran bir ameliyat sonrası bakım ünitesinde bakım ihtiyacı duyarlar. Birçok hasta ise ameliyattan sonra doğrudan kliniğe alınabilir. Cerrahların, yoğun bakımda hasta takibi, bakımı ve tedavisi yöntemlerine vakıf olması, bu tip tedavi gerektiren hastalarının yönetiminde bir avantaj sağlayacaktır.

Karaciğer Metastazı

Kanserin meydana geldiği organdan farklı bir organa sıçramasını ifade eden metastazın karaciğer bölgesinde oluşmasına karaciğer metastazı denir. Kanın filtre edilmesine olanak sağlayan karaciğerdeki kanser hücrelerinin organa takılması ve büyümesi, karaciğer metastazına sebep olur. Bağırsaklardan gelen kan, önce karaciğerden geçtiği için bu bölgede oluşan kanserin karaciğer metastazı sık görülür. İnce bağırsak, safra yolları, pankreas, mide, kalın bağırsak gibi organlarda meydana gelen kanserli hücrelerde metastaza sık rastlanır. Bunların yanı sıra lenfomalar, akciğer kanseri ve meme kanseri üzerinde de metastaz görülmesi mümkündür. Karaciğerde meydana gelen metastaz yaygınsa tanısı görece daha kolay bir şekilde konulur. Yapılan laboratuvar testlerinde transaminazlar ve alkalen fosfataz yüksek çıkar. Kesin tanının konulması için görüntüleme yöntemleri tercih edilir.

Karaciğer Metastazının Belirlenmesi

Kanserin çıktığı odak noktasının bilinmesi, karaciğer metastazı tanısının kolay bir şekilde konulmasını sağlar ancak; eğer kanserin çıktığı odak noktası bilinmiyorsa karaciğerde belirlenen kitleleri primer karaciğer kanserinden ayırt etmek zorlaşır. Bu gibi durumlarda kesin tanının konulması için biyopsi gerekebilir. Karaciğer metastazlarının tedavisi karaciğer dışında başka bir organa yayılım, metastazların karaciğerdeki yeri, olayın yaygınlığı gibi birçok faktöre göre değişkenlik gösterir.

Kalın bağırsak kanseri sık görülen bir kanser türü olduğu için hastaların 1/3’ünde hastalığın takibi esnasında metastaz görülür. Cerrahi yöntemlerle metastazların çıkarılması, hastanın yaşam ömrünü ve kalitesini uzatır. Karaciğer dışında hastalığın mevcudiyeti, metastazın emniyetli bir sınır ile çıkarılıp çıkarılamayacağı, metastazın karaciğerdeki dağılımı, yeri ve sayısı da cerrahi olan kanserli oluşumların çıkarılıp çıkarılmayacağı üzerinde etkilidir.

Cerrahi Olarak Metastazın Çıkarılması

Karaciğer metastazının cerrahi olarak çıkarılması, hastalığın nüksetmeyeceği anlamına gelmez. Cerrahi işlemden sonra hastaya kemoterapi uygulamak gerekebilir. Metastazların cerrahi sınırlar içine çekilebilmesi için uygun kemoterapi kombinasyonlarının uygulanması gereklidir. Bunun için radyofrekans ablasyonu gibi yardımcı tedavi yöntemlerinden faydalanılabilir. Hastalığın ileri evrelerinde cerrahi müdahale yapılmasına gerek yoktur.

Özellikle dördüncü evrede kemoterapi uygulamasına geçilir. Lokal veya sistemik olarak uygulanabilen kemoterapi sürecinde onkolog, hasta ile birlikte uygun tedavi yöntemine karar verebilir. Kolorektal kanserlere ait olan metastazların cerrahi olarak tedavi edilebildiği günümüzde, tıptaki gelişmeler sayesinde bazı böbrek tümörleri, over kaynaklı bazı tümörler ve bazı pankreas tümörlerinde de hastanın yaşam süresi uzatılabilir.

Kolon ve Rektum Kanseri Karaciğer Metastazı

Hastalığı Doğru Yöneterek Uzun Sağkalım Mümkün

Akademisyen bir cerrah için, profesyonel meslek yaşamı ve aktiviteleri temelde üç saç ayağı üzerine oturur:

  1. Eğitimcilik: Akademik kariyer sahibi cerrahlardan, hekimliğin incelikleri, mesleğin detayları  ve doğru ve güncel klinik uygulamalar konusunda öğrenci ve asistanlarına eğitim vermeleri ve onları geleceğin nitelikli hekim ve cerrahları olarak hazırlamaları beklenir. Gelecekte bu mesleği icra edecek ve insan hayatının emanet edileceği cerrahi uzmanlık öğrencileri ve yandal uzmanlık öğrencilerinin gerekli ve yeterli donanımla mezun olmalarını sağlamak, akademisyen cerrahın en temel görevlerindendir. Bu, hem eğitici hem asistan için uzun ve zorlu bir süreç olup, bıkıp usanmadan sürdürülmesi gereklidir. Bunun yanında cerrahi eğitim ömür boyu süren bir aktivite olup, eğitim verenlerin de kendilerini geliştirecek yenilikler ve uygulamalar konusunda hevesli olmaları beklenir.
  2. Araştırmacılık: Tıp bilimi, binyıllardır merak eden insanların bitmez tükenmez çabaları sonrası bugünkü seviyesine gelmiştir. Bu sayede ortalama ömür uzamış, bebek ölümleri azalmış, ve insanlar ömürlerini daha sağlıklı sürdürebilir olmuştur. Cerrah bir akademisyenden de daha iyisi nasıl olabilir sorusunu sorması, asimetrik bakış açıları geliştirebilmesi, bilinen uygulamaların yararlılığı, yararsızlığı, veya zararlılığını netleştirme ve bilinenin ötesinde yeni uygulamalarla insan sağlığını daha da düzeltme amaçlı araştırma çabaları içinde olması ve elde ettiği verileri diğer bilim insanları ve toplumla paylaşması beklenir.
  3. Klinik uygulama: Hastalıkların en kolay tedavisi, hastalığı henüz oluşmadan önlemektir. Önleyici tıp uygulamaları aynı zamanda en ucuz ve etkin tedavi yöntemidir. Ancak hayatın gerçekleri böyle değildir ve bazen hastalık gelişir, bunun tek tedavisi de cerrahi tedavi olabilir. Akademisyen bir cerrahtan hasta muayene etmesi, hastayı ameliyata hazırlaması, ameliyat yapması, ameliyat sonrası hastayı takip etmesi, bu takibi bazı olgularda aralıklarla sürekli devam ettirmesi ve deneyimine ait verileri dökümante etmesi beklenir. Saç ayağının bu üçüncü ayağı, yani cerrahi bilgi ve becerinin uygulandığı kısım, doğrudan insan hayatını ilgilendirir ve birçok cerrahın işine ayırdığı zamanının büyük kısmını oluşturur. Bir ameliyatın iyi yapılması, hastanın tedavisinde yeterli başarının sağlanmasını etkileyen en önemli faktörlerdendir ve cerrahın o anda enerjisini tümüyle hastasına hasretmesini gerektirir.

Ben, ülkemizde ve dünyada akademisyen cerrahların yukarıdaki her üç özelliği de yüksek düzeyde taşımaları gerektiğine inananlardanım. Ancak ülkemizde ve diğer ülkelerde bazı akademisyen cerrahlar klinisyenlik,  araştırmacılık veya eğitmenlik işlevlerinden sadece bir veya ikisini tercih etmekte, saç ayağının diğer ayakları ile az ilgilenmekte veya hiç ilgilenmemektedir. Muhtemelen bu şekilde daha yararlı olacaklarını düşünmektedirler veya şartlar bunu gerektirmektedir. Buna da saygı duymak gerekir.