Safra Kesesi Kanseri, Kese İltihabı ve Cerrahisi

Safra kesesi, karaciğerde üretilen safranın bir süre depolanması, içindeki suyun emilmesiyle yoğun kıvamlı safra hale getirilmesi ve gıda alımı, özellikle de yağlı yiyecek alımı sonrası ana safra kanalına atılması işlevini yürüten bir organdır. Safra kesesinden ana safra kanalına geçen safra, buradan da oniki parmak bağırsağına (duodenum) atılarak yağlı gıdaların sindirilmesinde temel etken işlevi görür. Safra kesesinin çeşitli hastalıklarında ve kanserinde tedavi safra kesesinin alınması ile cerrahi olarak tedavi edilir. Safra kesesi kanserinde bazen komşu karaciğer dokusu ve etraftaki lenf bezlerinin de alınması gerekir. Günümüzde safra kesesi ameliyatlarının neredeyse tamamı (istisna durumlar hariç) laparoskopik ve robotik cerrahi ile kapalı yöntemle yapılabilmektedir.

Safra Kesesi Kanseri

Safra kesesi kanseri karın içi organların kanserleri arasında sıklık olarak en nadir görülen tümörlerdendir. Ancak erken evrede tespit edilip uygun şekilde tedavi edilmesi çok önemlidir. İleri evrede tespit edilen safra kesesi kanserlerinde yaşam süresi malesef kısa olmaktadır. Safra kesesi kanserini kabaca dört evreye ayırıyoruz. İlk evrede saptanan hastalar uygun şekilde tedavi edildiklerinde sonuç çok çok iyidir. İkinci evre hastalarda genellikle safra kesesi ile birlikte karaciğerin keseye komşu segmentlerinin çıkarılması ve çok iyi bir lenf bezi temizliği yapılması gerekmektedir. Üçinci ve dördüncü evrelerde ise tedavi başarısı düşmektedir.

Safra kesesi kanserinde uzun yaşam süresi elde edebilmenin tek yolu erken tanı ve kaliteli ve kurallara uygun yapılmış cerrahi tedavidir. Cerrahi tedavi başarısını ve dolayısıyla yaşam süresini belirleyen en önemli etkenlerden biri, kanserli dokunun safra kesesinden ne kadar yayıldığıdır. Aşağıdaki büyük resimde karaciğerde safra kesesi (sarı) ve kesenin duvar yapısı, ana safra yolları (yeşil) ve karaciğerin besleyici ana damarı (mor) görünmektedir. Alttaki küçük resimlerde ise kanserli dokunun keseden yayılma evreleri görülüyor. Küçük yuvarlak kırmızı, kese içinde sınırlı kanseri, bir büyük kırmızı yuvarlak kese duvarından karaciğer sınırına ulaşmış ama henüz karaciğere yayılmamış kanseri ifade ediyor. Bu iki evrede tespit edildiğinde hastanın iyi bir cerrahi ile uzun yaşam süresi elde etme şansı çok yüksektir. Üçüncü sırada (T3 evresi) kanserli doku karaciğere yayılmış durumda. Dördüncü resimde ise (T4 evresi) kanserli doku karaciğere yayıldığı gibi karaciğerin mor renkli ana damarını da tutmuş bulunuyor.

Safra Kesesi Taşları ve kese iltihaplanması

Safra kesesi, yukarıda bahsettiğimiz safrayı daha kıvamlı hale getirme ve depolama fonksiyonu açısından uygun şekilde çalışmadığında, kese içinde taş gelişebilir. Bu durum, genellikle içeriği değişmiş, sıvı vasfını yitirmeye başlamış safranın önce çamurlaşması sonra da taşlaşması şeklinde ortaya çıkar. Beyaz ırka mensup bizim gibi toplumlarda gelişen safra taşları genellikle kolesterol taşı adı verilen, kayverengi renginde, kese içinde ortaya çıkan taşlardır. Sarı ırka mensup toplumların Çin, Singapur, Kore, Japonya ve benzeri uzakdoğu ülkelerinde ise pigment taşı adı verilen, daha koyu renkli, hem kese içinde hem de karaciğerde safra yollarında görülen taşlar gelişir. Safra kesesi taşları çoğu kez hiçbir belirti ve bulgu vermeden kese içinde yıllarca öylece durur.

Bu taşlar, ana safra kanalına düşecek boyutta değilse tedavi edilmemelri gerekmeyebilir. Ancak taşlar sorun oluşturmaya başladığında, bu durum hafif hazımsızlık ve karın sağ üst kısmında ağrı gibi hafif belirtilerle kendini gösterebileceği gibi, safra kesesi iltihaplanmasına yol açtığında ateş ve şiddetli ağrı, ana safra kanalına düştüğünde sarılık, pankreas kanalına baskı yapıp pankreas iltihaplanması yaptığında karın ve her iki taraf böğürde şiddetli ağrı, ateş, karında şişlik, çarpıntı ve genel durum bozukluğuyla hayatı tehdit edecek hale gelebilir. 

Safra kesesinin sorunlu taşları nedeniyle kesenin alınması (kolesistektomi) ameliyatı, toplumda en sık uygulanan ameliyat yöntemlerinden biridir. Bu nedenle de ülkemizdeki hemen hemen her hastanede gerçekleştirilmektedir. Ancak taş safra kesesi iltihaplanmasına (buna akut kolesistit adını veriyoruz) yol açmış ise, ameliyatın zorluk derecesi artar ve hem laparoskopiden açık ameliyata dönme, hem de ameliyatta safra yolu yaralanma riski artar. Özellikle iltihaplanma atağını daha önce geçirmiş kişiler, ameliyat olmadan yeniden atak geçirirse, her atak gelişiminde bu riskler biraz daha artmaktadır. Bu grup hastalarda tedavinin konunun uzmanı karaciğer pankreas cerrahları tarafından uygulanması riskleri azaltmaktadır.

Safra Kesesi taşları, oluşturduğu sorunlar ve kese iltihaplanmasıyla ilgili daha detaylı bilgiyi basitleştirilmiş anlatımla aşağıda bulabilirsiniz

Safra kesesi ameliyatı deyip geçmeyin! Çok önemli noktalar var!

Her yıl ülkemizde safra kesesi taşı ve çamuru için 180.000 safra kesesi ameliyatı yapıldığını, bunlardan 1300'ünde ameliyat sırasında büyük safra yollarında istenmeyen yaralanmalar meydana geldiğini biliyor muydunuz? Dünyada da durum buna yakın aslında. Kapalı yöntemle safra kesesi alınması ameliyatı olan hastaların binde beşinde safra yolu yaralanması gelişiyor. Bu tip bir yaralanma hiç istemediğimiz bir durum, çünkü safra yolları yaralanmasının tedavisi bazen oldukça meşakkatli ve pahalı olabiliyor. Kişiyi safra kesesi hastası olmanın ötesine taşıyarak karaciğer hastası haline getirebiliyor. İlave ameliyat ve girişimler gerektiriyor ve İşin sonu bazen siroza (karaciğer yetmezliğine) kadar gidebiliyor. Dediğim gibi bu yaralanma hastalarını tedavi etmek için çok özel yöntemler uyguluyoruz; yaralanma olduktan sonra hastanın en kısa sürede bu tedaviyi yapabilecek bir merkeze ve hekime gelmesi çok önemli.

 

Peki tüm safra kesesi hastalarında ameliyat sırasında yaralanma riski aynı mı? Hayır değil. Safra kesesi taşına bağlı iltihaplanma varsa bu hastalarda risk biraz daha artıyor. Safra kesesi taşı ağrı ve hazımsızlık şikayetleri yapabilir, ama kolesistit denen iltihaplanma meydana gelmişse, hastanın o bölgesinde önceki ağrılarından daha şiddetli karın ağrısı ve bazen ateşi oluyor. Bu hastalarda ameliyatı mümkünse hemen, yani ilk 3 gün içinde yapmak lazım, böylece henüz iltihap yumuşak olduğundan risk çok yükselmeden ameliyat tamamlanmış oluyor. Eğer iltihaplanma ağrısı başlamasının üzerinden bir haftadan fazla zaman geçmişse yaralanma rski oldukça artıyor. Bu durumda ameliyatı yapmamak, iltihabın yumuşaması ve azalması için 6 hafta ilaç tedavisiyle beklemek, daha sonra ameliyat olmak gerekiyor.

 

Bir kez safra kesesi iltihaplanması atağı geçiren fakat ağrılarım geçti düşüncesiyle ameliyat olmayanlar, ileriki aylarda bir daha iltihaplanma geçirirlerse yaralanma riski biraz daha artıyor. Her yeni atakta risk daha da artıyor bunu unutmayalım. Her iltihaplanma atağında ameliyatın kapalıdan açığa dönme riski de artıyor. Hiç atak geçirmemiş bir hastada ameliyatı kapalı yöntemle tamamlama oranı %98 iken, birkaç kez atak geçirmiş ve kesesi artık iyice sertleşmiş bir kişide açık ameliyata dönme oranı artıyor. Bazı cerrahlar ameliyatı bu durumda %90 yine kapalı tamamlarken, bazı cerrahlarda bu oran %60'lara kadar düşüyor.

 

Ameliyatı kapalı yöntemle olan hasta genellikle ertesi gün taburcu oluyor, açık ameliyatta hem ağrı daha fazla oluyor hem de taburculuk 4-5 günü bulabiliyor.

 

Lütfen karnınızın sağ üst kısmında kaburga altında şiddetli ağrınız varsa safra kesesi taşına bağlı olabileceğini hatırlayın ve iltihaplanma tespit edilmişse gecikmeden, hemen ameliyat olmanın çok önemli olduğunu unutmayın.

 

Anlattıklarımı yukarıdaki çizimle özetledim.

Mikroskop

ADRES

Lokman Hekim Ü. Tıp Fakültesi

Genel Cerrahi Anabilim Dalı

Lokman Hekim Akay Hastanesi

Lokman Hekim Üniversite Hastanesi

06100, Ankara, TURKEY

© 2013 - 2020 by Mehmet Fatih Can 

All rights reserved. No part of the content of this website and the linked pages may be copied, transferred, or used without permission from Dr M Fatih Can

TELEFON

+90 553 265 22 22  (Batuhan Bey)

 

+90 507 639 87 12  (Abdullah Bey)

+90 532 558 59 34

  • Facebook
  • LinkedIn